Her on kişiden birinde görülen disleksi, artık yaşadığımız çağın olası sorunlarından bir tanesi olmaktan çıkıyor. Disleksi, bireylerde öğrenme güçlüğü sorunlarının yaşanmasına verilen isimdir. Teknolojik ilerlemeler, sağlık alanına hem yenilikler getiriyor hem de sektörde dönüşüme yol açıyor. Yapay zekâ destekli teşhis yöntemlerinden giyilebilir teknolojilere kadar pek çok gelişme, hastalıkların tedavisinde ve problemlerin çözümünde etkili sonuçlar sağlıyor. Bu çerçevede, beyin dalgalarını analiz ederek insan-makine etkileşimini mümkün kılan nöroteknoloji; ilaç kullanmadan, kişiye özel ve daha düşük maliyetli bir alternatif sunarak, disleksi gibi öğrenme güçlükleri yaşayan bireyler için yeni bir umut kaynağı haline geliyor.
Teknoloji artık hayatımızda tahmin edemeyeceğimiz kadar geniş bir alana yayılmış durumda. Yeni gelişen teknolojiler ve sağlık sistemleri sayesinde ise geçmişte imkansız gibi gözüken bir çok yeni adım atılabiliyor. Artık hem giyilebilir teknolojiler sayesinde hasta takibi yakından yapılabiliyor hem de yapay zeka destekli programlar aracılığıyla erken teşhis ve tedavinin önü açılıyor.
Son yapılan araştırmalara göre sağlık bilişim teknolojileri pazarının2024 yılında yaklaşık 360 milyar dolar olduğu tahmin edilirken bu rakamın 2029’a kadar yüzde 15’lik yıllık büyüme oranıyla 730 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor.
Sağlık teknolojilerinin yeni çözümler sunduğu alanlardan birini de öğrenme güçlüğü oluşturuyor. Geleneksel öğretim yöntemleri, özellikle öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için çoğu zaman yetersiz kaldığını belirten Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, “Nöroteknoloji uygulamaları öğrenme güçlüğü yaşayan bireylere umut oluyor.
Kızlara göre erkeklerde 5 kat daha fazla görülen öğrenme güçlüğü olan disleksi, toplumumuzda hastalık olarak biliniyor fakat bir hastalık değil, nörogelişimsel bir farklılıktır. Kişilerde sanılanın aksine zekâ geriliği yok. Bu bireyler üstün zekaya sahip olabiliyor. Bu nedenle, tüm vücudu kontrol eden bir sistem olan beynin işleyişini anlayıp, beyin dalgalarını analiz ederek nöro geri bildirim teknikleriyle ilgili bölgeleri iyileştirilebiliyor,” dedi.
Öğrenme güçlüğünün, nöronlar arasındaki sinyal iletimindeki farklılıklardan kaynaklandığını belirten Dr. Eroğlu, konuyla ilgili şöyle dedi:
“Ancak nöroplastisite sayesinde, beyin bu farklılığa rağmen yeni bağlantılar kurarak öğrenme sürecini iyileştirebilir.
Beyinden gelen sinyallerin güçlü ve zayıf yönleri analiz ediliyor. Bunun neticesinde farklı öğrenme stillerine uygun kişiye özel eğitim içerikleri sunuluyor ve böylece beynin sinyal işleyişi normalleştiriliyor.
Bu uygulama dünya nüfusunun yüzde 10’unu etkileyen yaklaşık 800 milyon disleksik bireye umut oluyor. Çünkü hem ilaçsız bir tedavi sunuyor hem de kişilere istediği zaman ve mekânda kendini geliştirme olanağı sunuyor.”
Kaynak: https://www.saglikhabergazetesi.com/noroteknoloji-disleksiye-karsi-yeni-umut-isigi-oluyor/