Herkes çocuğunun en iyisi olduğuna inanmak ister. Bazen evde çocuğun yaptığı basit bir hareket ebeveynin gözünde büyük bir zeka pırıltısıdır. Peki bu başarılı ve zeki çocuk arzusu bir takıntıya dönüşürse ne olur? işte mükemmeliyetçi bir ebeveyn olmanın çocuklar üzerindeki etkisi.
Mükemmeliyetçi ebeveynlik tutumunun, çocuklarda kaygı, özgüven eksikliği ve başarısızlık korkusuna yol açabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Çocuklukta sürekli eleştirilen veya yeterince iyi olmadığı hissettirilen bireyler, yetişkinliklerinde yoğun kaygı, başarısızlık korkusu ve depresyon belirtileri gösterebilirler,” dedi. Çocukların sadece başarılı notlara odaklı bir biçimde yetiştirilmesi değil aynı zamanda kendilerini keşfettikleri ve merak duygularıyla hareket edebildikleri bir ortam sağlamanın çocuk gelişimi açısından önemli olduğuna vurgu yaptı.
Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ancak bazı ebeveynler, bu beklentileri abartarak çocuklarının her alanda mükemmel olmalarını bekler. Bu durum özellikle akademik başarı, spor, sanat veya sosyal beceriler gibi alanlarda kendini gösterir. Çocuklarından her zaman en iyisini isteyen aileler, farkında olmadan onların üzerinde baskı oluşturabilir ve psikolojik olarak zarar verici bir ortam yaratabilir,” dedi.
“Elbette ki anne-babalar küçükken kendilerinin yapamadıklarını çocukları yapsın ve her koşulun en iyisine sahip olsun istiyorlar. Ancak, aynı anda hem piyano hem bale, hem tiyatro kurslarına götürülen ve tüm derslerinde yüksek başarı beklenilen çocuklar gelecekte kendi isteklerine uygun bir yaşam sürmekte zorlanabilirler. Aynı zamanda, anne babalarının yüksek beklentilerini gerçekleştiremeyen çocuklarda özgüven eksikliği oldukça sık gözlemlenebiliyor,” diyerek açıklamasına devam eden Ülkü ‘proje çocuk’ kavramının ne kadar baskılayıcı bir yapı olduğuna da değindi.
Mükemmeliyetçi beklentilerin arkasında hem psikolojik hem de toplumsal faktörlerin bulunduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, bu faktörleri şu şekilde açıkladı:
Aile Dinamikleri: Kendi çocukluklarında yeterli takdir görmemiş, başarısızlık korkusu taşıyan veya geçmişte yüksek beklentilere maruz kalmış ebeveynler, farkında olmadan aynı baskıyı kendi çocuklarına da uygulayabiliyor.
Güvenlik Algısı: Bazı ebeveynler, çocuklarının başarısını bir güvence kaynağı olarak görerek “Eğer çocuğum başarılı olursa, geleceği garanti altına alınmış olur” düşüncesiyle hareket edebiliyor. Bu bakış açısı, mükemmeliyetçi bir tutumu beraberinde getirebiliyor.
Eğitim Sistemi: Modern eğitim sistemleri, başarıyı büyük ölçüde sınav notları ve akademik performansla ölçüyor. Bu durum, ebeveynlerin çocuklarını sürekli daha iyi olmaya teşvik etmesine ve üzerlerinde baskı kurmasına yol açabiliyor.
Sosyal Medya Etkisi: Günümüz dünyasında sosyal medya, ebeveynler üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Diğer ailelerin çocuklarının başarılarını görmek, ebeveynlerin kendi çocuklarını daha fazla zorlamasına sebep olabiliyor. İş dünyasında ve eğitim sisteminde başarıya verilen önemin artması, bireylerin kişisel mutluluğu ve duygusal dengesinin geri planda kalmasına neden olabiliyor.
Çocukluktan Beri Ailenin Beklentilerini Sırtlamak Olumsuz Sonuçlanabilir
Çocukluk döneminde sürekli en iyisi olmaları gerektiği öğretilen bireylerin, yetişkinliklerinde kendi değerlerini başarılarıyla ölçme eğiliminde olduklarını belirten Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Başarısız olduklarında ise kendilerini yetersiz ve değersiz hissedebilirler.” dedi.
Ayrıca, çocuklukta sık sık eleştirilen veya yeterince iyi olmadığı hissettirilen bireylerin, yetişkinliklerinde yoğun kaygı, başarısızlık korkusu ve depresyon belirtileri gösterebileceğine dikkat çeken Ülkü, “Sürekli en iyi olma zorunluluğu hisseden kişiler, hata yapma korkusu nedeniyle yeni şeyler denemekten kaçınabilir. Bu da kariyerlerinde ve kişisel gelişimlerinde önemli sınırlamalar yaratabilir.” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle, çocukluk döneminde aşırı yüksek beklentilere maruz kalmanın, ileriki yaşamda özgüven eksikliği, yoğun stres, başarısızlık korkusu ve duygusal problemler gibi birçok olumsuz sonuca yol açabileceğini vurguladı.
Tek Gayesi Yüksek Notlar Almak Olan Çocuk Merak Duygusunu Yitirir
Eğitim sürecinde içsel motivasyon (gerçekten öğrenmek istemek) ile dışsal motivasyonun (ödül, ceza veya başkalarının beklentileri nedeniyle çalışmak) önemli bir ayrım oluşturduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Sadece yüksek not almaya odaklanan bir çocuk, öğrenme sürecini bir keşif ve gelişim fırsatı olarak görmek yerine bir zorunluluk olarak algılayabilir. Bu da merak duygusunun azalmasına ve öğrenme isteğinin zayıflamasına yol açabilir,” dedi.
Çocukların, en iyi notları almadıklarında ailelerinin hayal kırıklığına uğrayacaklarını düşünmelerinin büyük bir stres kaynağı olabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Yalnızca notlara odaklanan bir çocuk, yaratıcı düşünme ve eleştirel analiz becerilerini geliştirmekte zorlanabilir. Bu yüzden, çocukların eğitim sürecinde başarılarını değerlendirirken sadece sonuçlara değil, sürece ve çabaya da odaklanmak gerekir,” uyarısında bulundu.
Çocuklar Sizin için Koşan Yarış Atları Değil Birer Bireydir
Mükemmeliyetçi ebeveyn tutumlarını değiştirmek isteyen ailelere önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Çocuğunuzun güçlü ve zayıf yönlerini kabul edin. Onları başka çocuklarla kıyaslamaktan kaçının. İlgi alanlarını anlamaya ve geliştirmeye yönelik etkinliklere yönlendirin. Kendi kaygılarınızı gözden geçirin. Başarıyı geniş bir perspektiften değerlendirin. Çocuğunuza güven verin ve süreç odaklı bir bakış açısı kazandırın. Çocukların gösterdiği çaba ve gelişimi takdir edin.
Örneğin, ‘Bu projeyi tamamlamak için çok çaba gösterdin, emeğin takdire değer!’ gibi ifadeler kullanın. Hata yaptığında onu eleştirmek yerine, bunun öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu anlatın. Kendi hatalarınızı paylaşarak, hata yapmanın normal olduğunu gösterin. ‘Ben de işimde bazen hatalar yapıyorum, ama bu bana yeni şeyler öğretiyor’ gibi bir yaklaşım benimseyin.
Çocuğunuzun kendisini ifade etmesine fırsat verin ve duygularını küçümsemeyin. Onun yaşadığı stres, kaygı veya başarısızlık korkularını anlamaya çalışın. Çocuğunuzun sadece başarıları için değil, olduğu kişi için değerli olduğunu hissetmesini sağlayın.
Eğer çocuğunuz sürekli olarak ‘yeterince iyi değilim’, ‘başarısız olursam sevilmem’ gibi düşünceler içindeyse, bu ciddi bir özgüven sorunu yaratabilir. Bu yüzden, çocuğunuza koşulsuz sevgi ve kabul sunmanız çok önemlidir.”
Kaynak: https://www.saglikhabergazetesi.com/mukemmeliyetci-ebeveynlik-cocuklara-zarar-veriyor-mu/